29 Haziran 2018 Cuma
Mustafa

Şu habere bakın. Hep beraber Okuyalım:

“Hayvancılık sektöründe dışa bağımlılık artarken, sığır ihracatında dünya ikincisi ve Avrupa lideri Türkiye, saman ithal ediyor. Bulgaristan'dan ithal edilen yaklaşık 4 bin ton saman İzmir Limanı'na geldi.

Türkiye'nin Bulgaristan pazarına yönelmesi ile tonu 40 dolar olan saman 60 dolara kadar çıktı. Türkiye piyasasını yakından izleyen Bulgaristan'daki üreticiler, yerli saman fiyatının yükselmesi ve Türkiye'nin yoğun talebi üzerine fiyat yükseltti.”

Diğer habere geçelim:

“Yükselen et fiyatlarının önüne geçebilmek için ithalat silahı bir kez daha çekildi. Yüzde 10 gümrük vergisiyle 500 bin kasaplık canlı hayvan ithal edilecek”

İşte okudunuz bir tarafta %40’lık MTV zammı, bir tarafta Bulgaristan’dan getirilecek saman… Bulgaristan’dan getirilen samanlarla Romanya sığırını Türkiye’de besleyip satacağız.

Motorlu Taşıtlar Vergisi’nin %40 zammı ve diğer vergi artışlarıyla beraber ekonomideki çarkların nereye doğru nasıl hızlı döndüğünü izlemeye çalışıyoruz. Birde araya bir seneden fazla olmasına rağmen öne alınan 24 Haziran seçimleri var. Bu gidişe kimsenin aklının ereceğini sanmıyorum

Türkiye, sığır ihracatında dünya ikincisi ve Avrupa lideri idi. Yıllar önce Türkiye’nin Erzurum – Kars bölgesi yoğun yağış alan yerler olarak ülkenin et deposu olarak görülüyordu…! Şimdi ne oldu da  çarklar ters dönmeye başladı ?

Yine geçtiğimiz yıllarda akaryakıtın litre fiyatı için “5 lira psikolojik sınır” denmişti. Biz bu sınırı da aştık. Şimdi yakıt fiyatları aldı başını gitti. Dünyada varil fiyatları geçtiğimiz yıllarda 135dolarlardan 30 dolara kadar düşmüştü. Tabi Ortadoğu ülkeleri, bunu ABD emriyle Rusya’nın ekonomisini çökertmek için yapmıştı. İşte bu düşen varil fiyatına rağmen Türkiye’de iktidar yakıtta gram oynatma yapmadı! Bugün eğer akaryakıtın %60’ı vergi olduğunu düşündüğümüzde insan ne oluyor? Nereye gidiyoruz diye sormadan edemiyor!

Dünyada en yüksek enflasyona sahip 19'uncu ekonomi haline geldik. Etiyopya, Liberya, Gana gibi ülkelerin enflasyonları bile bizden düşük. G-20 içinde en yüksek cari açığa sahip ülke biziz. Parası dolar karşısında en fazla değer kaybeden ülkelerin başında geliyoruz. Sıcak paraya tefeci faizi vermemize rağmen, o bile döviz kurunun ateşini kontrol edemiyor.

Geçtiğimiz günlerde Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek de 2018 için 210 milyar dolar dış finansman ihtiyacımız olduğunu söyledi. Yani yılda 210 milyar dolar bulamazsak ekonomi çarklarımız dönmeyecek!

2008-2009'da yaşanan küresel krizde ekonomi büyük hasar aldı ama ülkemiz çabuk toparlandı. 2009'da yüzde 4,7 daralan ekonomi, 2010'da yüzde 8.5 büyüdü. Çünkü 2008-2009 krizinin hemen ardından gelişmiş ülke merkez bankaları piyasalara trilyonlarca dolar pompaladı. Bu paraların önemli bir kısmı bizim gibi gelişen ve yükselen ekonomilere aktı. Ama 2013 Mayıs ayı itibarıyla durum değişti. FED para musluğunu kapattı. Havuzda biriken suyu da çekmeye başladı. Su çekildikçe havuzdaki yüzücülerin kusurları da görünür hale geldi. Dolayısıyla bu yönüyle 2008'e göre 2018 Mayıs ayında olduğumuz şu günlerde sanırım daha az şanslıyız. Çünkü üretmeden tüketen bir ülke yolunda hızla gidiyoruz

  • 2015 yılında alınan biber tohumuna ödediğimiz para 2.1 milyon ve domates tohumuna ödenen para 9.8 milyon dolar.
  • 2010-2015 arasında 1,5 milyon büyükbaş ve 2,3 milyon küçük baş almışız(dışalım, ithalat) ve üzerine et almışız ve bunlar için 3.8 milyar dolar ödemişiz.

Domates, biber, mısır vs alayım diyorsun. Hibrit, GDO’lu… Yabancılar yapıyor sana veriyor ve diyorsunuz ki “ne güzel tarım ve hayvancılık ülkesiyiz”. Onun da tohumu yurtdışından. Doğurgan tohum kalmadı! Veteriner geliyor ve yabancı tohumu ineğe döllüyor. Tohum yurt dışından.Kendi tohumunu yetiştirmiyorsun. Tarım ilaçları yabancı, vitamin mineraller yabancı. Yetmiyor dışarıdan et alıyorsun, sebze ve meyve alıyorsun:

Çin’den kayısı, kuru sarımsak; İtalya’dan ıspanak, elma; Amerika’dan fındık ve badem; Güney Afrika’dan satsuma mandalinası; Şili’den üzüm ve elma; İran’dan karpuz ve lahana; Kostarika’dan kavun; İspanya’dan marul; Yunanistan ve ABD’den pamuk; Rusya, Almanya, Fransa ve Ukrayna’dan buğday; Fransa ve Hırvatistan’dan arpa; Mısır’dan pirinç, Ukrayna’dan mısır, Sri Lanka’dan çay, İtalya’dan bakla, Panama’dan muz, Meksika’dan nohut; Kanada’dan mercimek; Arjantin’den soya; Tayland’dan çeltik ve pirinç; Etiyopya, Bangladeş, Mısır ve Çin’den kuru fasulye; Kanada’dan nohut ve yeşil mercimek; ABD, Ukrayna ve Kanada’dan bezelye, Amerika ve Gürcistan’dan saman… şimdide Bulgaristan'dan saman; Ukrayna’dan  Singapur’dan inek ithali;  … v.s

Üreticiyi, Köylüyü toprağından koparırsak başımızdan her türlü ekonomik musibet eksik olmaz. Köylüyü, Çiftçiyi bir an önce topraklarına döndürmeliyiz.

Ekonomimizin köşe taşlarından bankaların özelleştirilmelerini durdurmalı hatta mümkünse millileştirmeliyiz. Aksi takdirde ekonomiye hükmetmemiz zor olacak.

Ülkemizde süratle toprak reformunu gerçekleştirmeliyiz. Avrupa Ülkelerinde olduğu gibi 5 dönümden az toprak paylaşımını paylaşıma kapatmalıyız. Hissedarlar aralarında halledemediğinde devlet değeri üzerinden satışa çıkartmalı değeri üzerinden hissedarlara paylaştırılmalıdır.

Tarım arazilerini amacı dışında kullanımlara kapatmalıyız. Hatta kullanıldığı takdirde ağır cezalar getirilmelidir. Kooperatifleşme ile birlikte köylüyü toprağına döndürmeye özendirmeliyiz.

Yoksa sonumuz hüsran olur..

Saygılarımla

Mustafa Kemal Bektaş

 

 

KAYNAKLAR:

Fatih Gökhan Diler- Özel sektörde yaşanan kriz senin benim borcumu artıracak

https://indigodergisi.com/2017/10/ekonomik-kriz-turkiye-2018/

Mustafa Kemal Bektaş-Ülkemizde İç ve Dış Gelir Kaynaklarında Savurganlık, Belediyelerin Düzensiz Harcamaları ve Ekonomide ki Kara Delikler

Mustafa Kemal Bektaş-İç ve Dış Göçler ve Bu Göç Hareketlerinden Samsun’umuzun etkilenmesi

Mustafa Kemal Bektaş-Ülkemizi Bu Ekonomik Problemlere Bu Sıcak para Getirdi? Peki Ama Bu Sıcak Para İle Biz Neyi Çözdük?

Mustafa Kemal Bektaş-Ülkemizde Üreticiyi Topraklarına Döndürmediğimiz Sürece Ekonomik Krizleri, Çalkantıları Asla Önleyemeyiz

Mustafa Kemal Bektaş-Unuttuklarımızdan Hatırlamaya Başlayalım.. Şu İ.M.F. meselesi.. İ.M.F. ye Borç Verdik mi? Vermedik mi? Bunca İç ve Dış Borç Nasıl Oluştu?

Mustafa Kemal Bektaş-Şehirleşmenin Bedeli Fakirleşen Köy, Köyleşen Şehir.. Peki Samsun Bunun Neresinde

Erdal Kişioğlu- Vergi artışları Türkiye’de bir ekonomik kriz işareti mi?

Emre Çetin-Ekonomik Krizden Çıkış Haritası

Ahmet Buğdaycı- Türkiye’de Kriz Mutlaka Patlayacak

TÜSİAD-2018 Yılına Girerken Türkiye ve Dünya Ekonomisi

Tekgıda-İş Sendikası-2008 Krizi Türkiye’de Yoksulluğu artırdı

http://www.dosyahaber.com/ekonomi/turkiye-nin-insaat-ekonomisi-basina-bela-mi-oluyor-h38307.html

https://www.dunya.com/sektorler/tarim/turkiye-bes-yil-sonra-saman-ithal-ediyor-haberi-379739

https://www.ntv.com.tr/ekonomi/et-fiyatlari-dussun-diye-500-bin-canli-hayvan-ithal-edilecek,v9qPdsmga0qx91v1qogpMg
Dr. Mahfi Eğilmez: Türkiye'nin dış finansman kalitesini artırması mümkün değil; 2018, çelişkilerle biçimlenecek

Tuğrul BELLİ - Türkiye’nin gerçek büyüme oranı meçhul

 

 

YORUMLAR

Yorum Yap